Enerji Hukuku

KORONA VİRÜS SÜRECİNDE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINI DESTEKLEME MEKANİZMASI (YEKDEM)

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa bir süre içerisinde küresel bir salgın haline gelen Korona virüs vakıaları ve ölüm sayısı hızla artıyor. Covid-19 isimli salgın hastalık güncel yaşamımızda birçok alana tesir etmiş durumda. Etkilerinin en fazla hissedildiği alan hiç şüphesiz Ekonomi.

Covid-19 salgını etkisini arttırdıkça her geçen gün yeni yasal düzenlemeleri de beraberinde getiriyor. Bu düzenlemelerden biri deEnerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 02/04/2020 tarihli ve 9276 sayılıÖnlisans ve Lisans Yükümlülükleri ile Lisanssız Bağlantı Anlaşması Sürelerine ilişkin kararı ile; 2 Nisan 2020 tarihinde yayınlanmış olan 2020/5 sayılıCOVID-19 Salgınının Kamu İhale Sözleşmelerine Etkisi’nin düzenlendiğiCumhurbaşkanlığı Genelgesi.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” olarak tanımlanan ve tüm dünyanın teyakkuza geçtiği virüs salgını, hiç şüphesiz enerji sektörünü ve tüm ekonomiyi de etkisi altına almış durumda. Korona virüs salgını diğer sektörlerde olduğu gibi enerji sektöründeki etkileri de büyük oranda hissedilmiş; tedarik zincirinin sekteye uğratmış ve çok sayıda uluslararası sektör etkinliğinin iptaline sebebiyet vermiştir. Covid-19’un ülkemiz ve ülke ekonomimiz açısından büyük önem arz eden enerji sektörüne etkilerine ve bu sektörde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması’ ndan (YEKDEM) yararlanan sektöre ilişkin etkilerine değinilmesi gerekmektedir.

Tarihsel süreç içerisinde gelişmeler ve toplumların değişimleri sonucu modern yaşam tarzının benimsenmesi ile hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen enerji günümüzde rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle, biyokütleden elde edilen gaz (çöp gazı dahil), gel-git enerjisi olmak üzere birçok üretim tesislerinde elde edilmektedir. Son 20 yılda dünya ve ülke çapında yer alan yatırımcılar yenilenebilir enerji kaynaklarına teşvik edilmiştir.  Bu teşvikler ülkemizde 2005 yılında çıkarılan 5346 sayılı YEK Kanunu ile Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) aracılığıyla başlamıştır. YEKDEM ile güdülen amaç ülkemizdeki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin artırılarak, çevre kirliliğine neden olan eski düzene bir son verilmesi ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasıdır.

Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun üçüncü bölümünde yer alan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması başlığı altıda düzenlenen hükme göre; işbu kanunun yürürlüğe girdiği 18/05/2005 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girmiş veya girecek olanYEK Destekleme Mekanizmasına tabi üretim lisansı sahibi üretim tesislerine 10 yıl süre ile destek sağlanır. YEKDEM kapsamına giren lisanssız elektrik üretim tesislerinin ürettikleri elektriğe, maksimum 10 yıl olacak şekilde, sabit bir fiyattan alım garantisi verilmektedir. Tesislere uygulanacak bu fiyatlar YEK Kanunu ile belirlenmiştir.

Olağan şartlarda 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girmiş veya girecek olan üretim tesisleri Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizmasından faydalanabilecektir. Ancak günümüzde yaşanılan olağanüstü salgın hastalık olağan akışı sekteye uğratmıştır.

 

Covid-19’un Güneş Enerjisi Santrallerindeki etkilerine bakıldığında, tedarik zincirlerinde ve üretimde gecikmelerin yaşanmaya başladığı görülmektedir. Güneş Enerjisi Santrallerinde kullanılan ekipman üretiminde Çin başı çekmektedir. Modül üretiminde yer alan hammaddelerden; silikon wafer, alüminyum çerçeveler, konektör, inventer gibi malzemelerde, Çin’deki kısıtlanan tedarik zinciri nedeniyle lojistik problemler yaşanmaktadır. Yaşanan nakliye ve lojistik hizmetlerin miktarında ortaya çıkan azalmalar, projelerde şüphesiz gecikmelere yol açacaktır.

Halen inşaatı devam eden lisanslı ve lisanssız 1.000 MW’ye yakın Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizmasından (YEKDEM) yararlanmak üzere işletmeye alınması planlanan güneş enerjisi santrali bulunmaktadır. Bu santraller de Covid-19 virüs sebebiyle piyasalarda oluşacak arz ve talep şoklarından etkilenecek ve belirsizlikler nedeniyle gecikmeler yaşanabilecektir. Küresel çapta önemli bir rol oynayan Çin’in Covid-19 salgını sebebi ile; ekipman desteğini sağlayamaması, lojistik problemlerin ortaya çıkardığı etkiler zamanla artacak, projelerin zamansal sınırlamalara uyamaması sonuçlarını doğurma ihtimali ortaya çıkacaktır. Madde yönetiminin yanı sıra Covid-19 zorlayıcı sebep nedeni ile işçilerin çalışma sürelerinde yapılan değişiklikler de projelerin zamansal süreçlerini önemli biçimde etkileyecektir. Bu nedenle YEKDEM mekanizmasına göre en geç 31 Aralık 2020’de devreye girmesi gereken santraller için mücbir sebep nedeniyle mevcut gecikmeler göz önünde bulundurularak bu tarihin ötelenmesi zaruri hale gelmiş idi.

Nitekim bu konuya ilişkin olarak EPDK 02.04.2020 tarihli kurul kararı ile elektrik piyasasında faaliyette bulunan önlisans veya üretim lisansı sahibi tüzel kişiler ile lisanssız üretim faaliyeti kapsamında bağlantı anlaşması imzalamış olan gerçek ve tüzel kişilerin mağdur olmamaları açısından süreli yükümlülüklerinin 3 ay süreyle ertelenmesine karar vermiştir.  

Elektrik Piyasasında Lisanssız ElektrikÜretim Yönetmeliği’nin 19. Maddesinde; ‘Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 35. maddesinde belirtilen mücbir sebepler ve Kurul tarafından uygun bulunan haller dışında, bu sürelerin sonunda üretim tesisinin tamamlanmaması halinde bağlantı anlaşması, tahsis edilen kapasite, teknik etkileşim izni ile su kullanım haklarına ilişkin izin belgeleri kendiliğinden hükümsüz hale geleceğini ifade etmiştir.

Elektirik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 35. Maddesinde yükümlülüklerin ertelenmesi, askıya alınması ve kaldırılması halleri düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre Önlisans ve lisans sahibi tesislerin; mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri, mücbir sebep hallerinde, etkilendikleri oranda, mücbir sebebin etkileri giderilinceye kadar, Kurul kararıyla ertelenebilmekte veya askıya alınabilmektedir.

COVİD-19 salgın hastalığının mücbir sebep kapsamına girip girmediği konusu ise tartışmaya mahal vermeksizin aynı kanun maddesinin devamında düzenlenmiştir. Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 35. Maddesinde kanun lafzı ile sınırlı olmamak kaydıyla mücbir sebep sayılan haller;Doğal afetler ve salgın hastalıklar, savaş, nükleer ve kimyasal serpintiler, seferberlik halleri, halk ayaklanmaları, saldırı, terör hareketleri ve sabotajlar, grev, lokavt veya diğer memur ve işçi hareketleri olarak sayılmıştır. Kanun’un lafzından anlaşıldığı üzere salgın hastalıkların mücbir sebep kavramı içerisinde yer aldığı sabittir. Sıralanan mücbir sebeplerden biri de çalışan memur ve işçi hareketleri olarak bildirilmiştir. Bu süreçte tesislerin hammadde noksanlığının yanı sıra işçilerin salgın sebebi ile çalıştırılamaması; tesislerin yapım sürecini oldukça yavaşlatmış ve yavaşlatacaktır. Bu sebeple YEKDEM anlaşmalarının COVİD-19 isimli salgın hastalık sebebiyle mücbir sebep kavramı dahilinde revize edilerek sürelerin uzatılması gerekmektedir.

Bu duruma ilişkin olarak EPDK 02.04.2020 tarihinde COVİD-19 salgın hastalığı sebebiyle taraflara tanınan sürelerin uzatılmasına karar vermiştir. Kurul kararı; önlisans ve lisans sahibi tüzel kişiler ile Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği kapsamında kurulması öngörülen üretim tesis sürelerini kapsamaktadır.

Bahsi geçen T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 02/04/2020 tarihli ve 9276 sayılı Kurul Kararında;önlisans veya üretim lisansı sahibi tüzel kişilerin süreli yükümlülükleri açısından10/03/2020 tarihinde veya sonrasında;

  • Önlisans süreleri ile üretim lisansı kapsamında inşaat öncesi dönem ile inşaat dönemiya da Yönetmeliğin Geçici 15 inci maddesi kapsamındaki yükümlülük erteleme süreleri,
  • Önlisans veya üretim lisansı tadil işleri kapsamında belirlenen yükümlülüklere ilişkin süreleri,
  • Birleşme veya bölünme işlemleri kapsamında belirlenen yükümlülüklere ilişkin süreleri,
  • Eskisinin devamı mahiyetinde üretim lisansı verilmesi kapsamında belirlenen yükümlülüklere ilişkin süreleri,
  • Önlisans veya lisans başvuruları kapsamında gerekli bilgi ve belgelerin tamamlanması için verilen süreleri,
  • Yönetmeliğin 18 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yapılması öngörülen başvurulara ilişkin süreleri sona eren veya sona erecek gerçek veya tüzel kişilere; söz konusu sürelerin sona erme tarihinden itibaren 3 (üç) ay süreyle uzamış olarak değerlendirilmesine karar verilmiştir. Bu hak, sahiplerine ülkemizde olağanüstü halin varlığına sebebiyet veren Korona virüs sebebi ile bir defaya mahsus olmak koşulu ile tanınmıştır.

Bu durum Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği kapsamında kurulması öngörülen üretim tesislerinden, bağlantı anlaşması süresinin 10/03/2020 günü veya sonrasında sona eren veya sona erecek olan gerçek veya tüzel kişiler içinde geçerli olmaktadır. Bu durumda ilgili kimselere bir defaya mahsus olmak koşulu ile sona erme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere verilen sürenin 3 (üç) ay süre ile uzamış sayılmasına karar verilmiştir.

2020/5 sayılıCOVID-19 Salgınının Kamu İhale Sözleşmelerine Etkisi’nin düzenlendiği 02.04.2020 tarihliCumhurbaşkanlığı Genelgesi gereğince; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu (istisnaları dahil)kapsamında gerçekleştirilen ihaleler sonucunda imzalanan sözleşmelerde, COVID-19 salgını nedeniyle sözleşme konusu işin yerine getirilmesinin geçici veya sürekli olarak, kısmen veya tamamen imkânsız hale geldiğine ilişkin başvurular, yükleniciler tarafından sözleşmenin tarafı olan idareye yapılabilecektir. İdarelerce yapılan değerlendirme sonucunda;

  • Ortaya çıkan durumun yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması,
  • Yüklenicinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesine engel nitelikte olması,
  • Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi şartlarının birlikte gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde sözleşmelere ilişkin olarak süre uzatımına veya sözleşmenin feshine karar verilebilecektir.

Covid-19 salgın hastalığı sebebi ile YEKDEM çerçevesinde yer alan lisanssız tesislerin zamanında tamamlanamaması sebebi ile YEKDEM mekanizmasından yararlanamama ihtimali bulunmaktadır. Gündem de yer alan Covid-19 yükleniciden tamamen bağımsız bir şekilde ifayı engel olmaktadır.  Bu nedenle mücbir sebep niteliği taşımakta olup taraflara bir takım imkânlar sunulması gerekmektedir. Bu durum kısa süreliğine de olsa EPDK tarafından da onay görmüş; taraflara sürelerinin sona erdiği tarihten itibaren 3 aylık müddet tanınmıştır. Bu durumun yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanlığınca yayınlanan 2020/5 sayılı genelge hükümlerince YEKDEM ihalelerine girmiş şirketlerin Covid-19 sebebi ile yaşanan olumsuz etkileri idareye bildirerek mücbir sebep kapsamında sözleşme süresinin uzatılmasına karar verilmesi istenilebileceği ifade edilmiştir.

Bu durumda mücbir sebep kavramı baz alınarak yapılan sözleşmelerin revize edilmesi, taraflara verilen sürelerin mevcut durum ve koşullara göre uzatılması gerekmektedir.

Aksi takdirde yapılan fesihler haksız ve hukuka aykırı nitelik taşıyacaktır.Mücbir sebebin kabulüyle söz konusu sözleşmenin feshi durumunda, özel hukuk kapsamında feshin sonuçlarına ilişkin kurallar uygulanabilecek, fesih tarihinde ifa edilmemiş bir edimin bedeli tahsil edilmiş ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirilebilecektir.Bu durumda sözleşmeyi haksız yere fesheden taraftan tazminat talepleri de gündeme gelebilecektir. YEKDEM kapsamında olan tesis anlaşmaları kapsamında belirlenen en son tarih; mücbir sebep kavramı kapsamında yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’unda düzenlenen YEKDEM mekanizmasına göre Aralık 2020’de devreye girmesi gereken lisanssız tesisler için Covid-19 sürecinde mücbir sebep nedeniyle ortaya çıkan ve çıkabilecek olan gecikmeler göz önünde bulundurularak işletmeye girmiş veya girecek olan işletmelerin hak kaybı yaşamamaları maksadıyla çalışmalar yapılmalı;  söz konusu tarihlerinin en az 6 ay ötelenerek güncellenmesi gerekmektedir.

YENİLENEBİLİR ENERJİ TEDARİK ANLAŞMALARI’NIN DEĞERLENDİRİLMESİ

T.C. Hükümeti yenilebilir enerji tesislerinin kurulum maliyetlerini, piyasa belirsizliklerini, olası riskleri, devalüasyon etkilerini kırmak maksadıyla yatırımcılara pek çok sübvansiyonlarda bulunmuştur. Geçtiğimiz süre zarfında, yenilenebilir enerji tesisleri  de çoğunlukla bu sübvansiyonlar ile finanse edilmiştir.  Bu süreçte enerji tedarik alanında sabit rakamların yer aldığı güvenli bir ortam bulunmaktadır. Enerji sektöründe yapılan bu teşviklerden en önemlisi şüphesiz YEKDEM projesi idi. YEK Destek Mekanizması ile bu proje dahilinde yer alan mevcut yatırımcılara; 10 yıl süre aynı fiyattan alım garantisi verilerek devlet teşviki sağlanmaktaydı.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından yeşil enerji alanına yapılan sübvansiyonlardan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destek Mekanizması (YEKDEM) bu sene sonu itibari ile miladını doldurmaktadır. 5346 sayılı YEK Kanun’u ile ”.. İşbu kanunun yürürlük tarihi olan 18/5/2005 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girmiş ya da girecek olan ve bu kanun kapsamında yer alan üretim tesislerine 10 yıl süre ile uygulanacaktır..” denilerek teşvik projesinin zamansal sınırı çizilmiştir. Bu açıdan bakıldığında  Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmaları (YETA); YEK Destek Mekanizmasının başlatmış olduğu yatırımların devamı niteliğinde projeler ortaya çıkarabilecek potansiye sahiptir.

Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşması  (YETA)  nedir?

Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmaları; alıcının yenilenebilir enerji proje çıktısını, belirli bir süre, sabit bir fiyata satın almayı taahhüt ettiği sözleşmelerdir. Tüketicilere yıllık elektrik maliyetlerinin bir kısmını veya tamamını sabitleyerek gelecekteki enerji fiyat artışlarına karşı koruma sağlamaktadır. Bu anlaşmalar yatırımcılara küresel ekonomide yer alan dalgalanmalara karşı bir nebze koruma sağlamakla birlikte enerji alanında yapılacak olan yatırımlara teşvik açısından büyük önem taşımaktadır.

Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmalarına (YETA)  her türlü yenilenebilir enerji kaynakları konu olabilmektedir. Ancak  yakın zamanlarda güneş panelleri veya rüzgar jeneratörleri;  yenilenebilir enerji temini için daha sık bir şekilde kullanılmaktadır.

Yenilebilir Enerji kullanımının dönüm noktası hiç şüphesiz 2014 yılında dünyanın dört bir yanından yüz büyük şirketin RE100 derneğini oluşturmak için bir araya gelmesidir. %100 yenilenebilir elektrik tedarik etmeyi taahhüt eden büyük şirketler; mümkün olan en kısa sürede (en geç 2050 yılına kadar) küresel elektrik tüketimini yenilenebilir kaynaklardan sağlamak için halka açık bir hedef belirlemişlerdir. Bu dernek ve hedefleri yenilenebilir enerji taleplerini arttırmış ve çoğu şirket bu alanda çalışmalarına başlamıştır. Bu şirketler arasında General Mills, Microsoft, Telstra, Coca Cola Amatil, General Motors, Ikea ve Google gibi şirketler yer almaktadır.

Ülkelerin piyasa ihtiyaçları, teknolojik altyapıları ve yerleşik özelliklerine paralel olarak Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmaları farklı formlarda karşımıza çıkabilmektedir. YETA’ların en sık görüldüğü türler; tedarik özelliklerine bağlı olarak Fiziksel YETA’lar ve Finansal YETA’lardır. Fiziksel YETA’ların temel mantığı; anlaşma sağlanan süre boyunca üretici tesisinin ürettiği enerjinin bir kısmını veya tamamını, MWh başına sabit bir fiyattan tüketici firmaya doğrudan aktarılmasıdır. Bu formda varlık bulan YETA’lar uzun vadeli anlaşmalar olup genellikle 10 ila 15 yılı aşan sürelerle sözleşmeler akdedilmektedir.Fiziksel YETA’lardaenerji, tek bir alıcıya doğrudan aktarılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında YETA enerji tesislerinin temel gayesine en yakın türün Fiziksel YETA’lar olduğu söylenebilecektir. Nitekim bu sözleşmelerin temelinde doğrudanlık ilkesi yer almaktadır. Fiziksel YETA’larda enerji tüketicisinin bulunması halinde üretici tesisin tüm gereklilikleri yerine getirilmekte, kısa sürede faaliyet aşamasına geçilebilmektedir.

Finansal YETA’larda ise enerji fiziksel olarak alınıp satılmaz. Bu anlaşmalar fark anlaşması niteliğindedir. Finansal YETA’lar, üstlenici ve jeneratörün yenilenebilir bir enerji tesisi tarafından üretilen güç için tanımlanmış bir ‘grev fiyatı’ üzerinde anlaştığı sözleşme yapısı ile çalışır. Tarafların her biri daha sonra elektrik fiyat / hizmetini (uygun olduğu şekilde) satmak / satın almak için elektrik tedarikçileri / hizmetleri ile ayrı anlaşmalar yapmaktadır.  Finansal YETA sözleşmeleri; ileride doğabilecek finansal risklerden korunma amacı taşımaktadır. Bir  uzlaşma döneminde spot fiyatı, YETA tarafından tanımlanan grev fiyatını aşarsa; jeneratör, o dönemde ortaya çıkan fazla miktarı yetkiliye ödemesi gerekir.  Elektrik piyasa fiyatının grev fiyatından düşük olması durumunda ise denetim otoritesi, o dönemde üretilen elektriğe karşılık gelen eksik miktarı tamamlamaktadır.

YETA’lar günümüzde hükümet sübvansiyonlarının azalması nedeniyle yenilebilir enerji işletmelerinde yaygın olarak görülmektedir. YETA uygulamaları sübvansiyonlar olmadan, bankalar gibi kredi veren kurumların yenilenebilir bir projeye yatırım yapmalarına uygun ortam sağlamaktadır. Yatırım sürecinde kredi akışı sağlayan bankalar kendilerini güvence altına almak istemektedir. Bu açıdan YETA Anlaşmaları ile ilgili yenilenebilir enerjinin sabit bir fiyata uzun vadeli bir alıcı bulunduğunu kanıtlanarak finansman boyutu kolaylıkla aşılabilmektedir. Böylece YETA sözleşmeleri ile sübvanse edilmemiş piyasalardaki yatırımcılara ve kredi veren finansmanlara gelir kesinliği sağlayarak yenilenebilir yatırımlara olanak tanınmaktadır. Yine mevcut bir santralde yasal sübvansiyonların sona ermesi ile, YETA (PPA) aracılığı ile finansmanlar sağlanarak tesisin devamlılığı sürdürülmektedir.

Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmasının avantajları arasında uzun vadeli fiyat güvenliği, yeni enerji üretim kapasitelerine yatırım finanse etme fırsatları veya elektrik satışları ile satın alımlarıyla ilişkili risklerin azaltılması yer alır. Devlet sübvansiyonları kaldırıldıkça, uzun vadeli fiyat kesinliği her zamankinden daha önemli bir hal alacaktır. YETA, projelere uzun vadeli güvenli gelir sağlamak için kullanılabilecek bir araçtır. Bu, sabit fiyat, bir bant içinde yüzen bir fiyat veya kat fiyatı şeklinde olabilir.

YETA anlaşmaları kapsamında, müşterilerin perakende maliyetlerinin bir kısmı sabittir ve üretim maliyetine bağlıdır. Maliyetlerin yalnızca bir kısmı değişken göstermekte ve bu değişkenlerinde piyasa koşullarına bağlı olduğu görülmektedir. Böylece yenilenebilir bir enerji jeneratörü ile tedarik anlaşması yapmak isteyen herhangi bir kuruluş ekonomik maliyetlerinin bir kısmını güvence altına almaktadır.

YETA’lar, yenilenebilir enerji proje operatörleri ile yetkili kişi arasında doğrudan sözleşme yapabilme olanağı tanımaktadır.Taraflar herhangi bir zaman diliminde işbu sözleşme hükümlerini müzakere edebilir. YETA’lar sonucu belirli olmayan açık arttırmalar yerine, tarafların üzerinde özgürce müzakere edebileceği, doğrudanlık ilkesinin hakim olduğu sözleşmelerdir. Bu özellikleri sebebi ile YETA sözleşmeleri yatırımcı ve tüketicilere oldukça cazip gözükmektedir.

Yenilebilir Enerjinin kullanımına yönelik olan tedarik sözleşmeleri; Karbon emisyonlarını şeffaf ve izlenebilir bir şekilde azaltmaya yönelik olup sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. YETA’ların tercih edilme sebeplerinden biride hiç şüphesiz günümüzde yeşil enerji kavramının önemidir. Yeşil enerjinin fazlasıyla önem teşkil ettiği bu dönemde çoğu uluslararası firma; RE100 kuruluşu aracılığıyla ”Sıfır Karbon” hedefine odaklanarak aksiyona geçmiştir. Ülkemizde RE100 kapsamında yer alan IKEA, Apple, Adobe, Bloomberg gibi global şirketlerin de ”Temiz Enerji”, ”Sıfır Karbon” taahütleri mevcut bulunmaktadır. Bu taahhütler sebebi ile tüketim firmalarının karbon salımlarını azaltma gayesi içerisine girerek YETA sözleşmelerine yöneldikleri görülmektedir.

Arz güvenliği ve enerji maliyeti konusunda kesinlik ve şeffaflıknitelikleri de YETA (PPA) sözleşmelerini tercih edilebilir kılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında proje gelirlerindeki iniş-çıkışların belirsizliği ortadan kaldırılmakta ve böylece borç ve özsermaye finansmanının daha kolay güvence altına alınmasını sağlamaktadır.Ek olarak, belirli bölgesel özelliklere ve menşe garantisine sahip belirli bir fiziksel elektrik kaynağı meydana gelebilir. Müşteriler markalarını daha sürdürülebilir ve daha çevreci hale getirmek için kullanabilirler.
Sözleşmenin tasarımlarının ucu açık olması, bireysel tesis operatörlerinin elektrik tüketicilerinin tercihlerini yansıtmaları için de büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu sözleşme taraflarından olan tüketiciler; günümüzde faturalara yansıtılan ek bedellerden olan YEK bedeli gibi gibi külfetlerdende sorumlu tutulamayacaktır.

Özetle Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmaları (YETA) sabit fiyatlarla imzalanabilir nitelikte olması, şeffaf nitelikte ve öngörülebilir olması, piyasa risk ve fırsatlarına daha fazla katılım sağlayabilmesi özellikleri sebepleriyle yatırımcılar açısından cazip nitelikler taşımaktadır.

 

Bu avantajlarının yanı sıra dezavantajlarından da bahsetmek gerekir. YETA (PPA)’lar birden fazla alana değinen; birçok risk analizinin yapılarak sözleşmesel yükümlülüklere değinilmesini gerektiren karmaşık sözleşmelerdir. Bu nedenle sonuçlanmadan önce çokça müzakere edilmesi gerektirir.Sözleşmeye dayalı bir hükmün gözden kaçırılması veya yetersiz bir şekilde müzakere edilmesi, yapılacak enerji tedarik projelerinin toplam gelirini etkileyebilecek niteliktedir. YETA’larda belirlenmiş olan uzun vadeler, taraflar açısından bir dezavantaj olabilir. Dahası, elektrik üretim miktarında dalgalanmalar olabilir.

 

Geçerli ve kabul edilebilir nitelikte bir Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşması’nın müzakere edilerek güvence altına alınması, bir enerji üretim tesisinin geliştirilmesinde önemli bir adımdır.YETA sözleşmeleri birçok kritik şart ve koşul içermektedir. Bu şartların olumsuzluklarının sözleşme hükümleri ile her iki taraf içinde minimize edilmesi gerekir. Bu sebeple YETA sözleşmelerinin içerdiği madde ve koşullar verimli bir analiz sonrasında değerlendirilerek bir bütün halini almalıdır.Deren Hukuk Bürosu olarak Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmaları (Power Purchase Agreement) üzerinde müzakere eden taraflara YETA sözleşmelerinin mevcut proje ihtiyaçlarının değerlendirilmesi, sorumluluk halleri, risk analizleri vb. gibi konularda hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.

 

Kaynakça;

 

(Jones, Corporate Power Purchase Agreements (PPAs): What are they?, 2019)

(James, A Short Guide To Power Purchase Agreements (PPA) In Australia)

(Ramanathan, POWER PURCHASE AGREEMENTS)

(What is a Power Purchase Agreement (PPA)?, 2016)

(Solar Power Purchase Agreements)

(Yarano D. )

(Power Purchase Agreement)

(What is a PPA?)

(Power Purchase Agreements (PPAs) and Energy Purchase Agreements (EPAs), 2020)

ENERJİ PERFORMANS SÖZLEŞMELERİ

 

  • Giriş

 

Değişen ve gelişen dünya düzeninde yenilenebilir enerji sektörü açısından gün geçtikçe ihtiyaç ve gereksinimlerin karşılanması maksadıyla yeni yapılanmalara gidilmektedir. Yenilenebilir Enerji sektörü teşvikleri açısından ülkemizde birinci sırada Yenilenebilir Enerji Destek Mekanizmasının yer aldığı tartışmasızdır. Bu sektörün en cazip tekliflerinden biri olan YEKDEM  uygulamasının 2020 sene sonu itibariyle sona ermesi yatırımcıları alternatif teşviklere yönelmelerine sebebiyet vermektedir. Yenilenebilir Enerji Destek Mekanizması uygulaması ile eşdeğer nitelikte olmasa da yatırımcılara istikrar kazandıracak, öngörülebilirlik sağlayacak bir diğer teşvik mekanizması da Yenilenebilir Enerji Tedarik Anlaşmaları (YETA)’lardır. YETA’lar ülkemizde yer alan global düzeyde şirketlerde uygulanmaya başlanmıştır. Ülkemiz açısından yeni bir teşvik mekanizması olsa da enerji sektörüne yapılacak olan yatırımlara önemli bir katkı sağlayacağı aşikardır.

 

Yenilenebilir Enerji sektörünün baş rollerinden biri de yüklenici ve yatırımcı arasında yapılan Enerji Performans Sözleşmeleri (EPS)’dir. En büyük tesislerden en küçük tesislere;  öngörülebilirlik kavramı, garanti-bakım-onarım hizmetleri, işin profesyonel takibi ve birçok hizmetin bir arada verilmesi yatırımcılar açısından önemli teşvik niteliğindedir. Maliyet açısından yadsınamayacak rakamların yapıldığı bu sektörde özellikle garanti edilebilirlik ve öngörülebilirlik kavramları yatırımcılar açısından hayati önem taşımaktadır.

 

  • Enerji Performans Sözleşmeleri Nedir?

 

Enerji Performans Sözleşmeleri iki veya daha fazla taraf arasında, enerji maliyetlerinde azalma veya belirtilen bir süre içinde yatırımın geri ödemesi gibi belirli sonuçların elde edilmesine dayanan bir sözleşme türü olarak tanımlanabilir. Bu sözleşme de temel gaye; enerji maliyetlerini minimum düzeye indirerek enerji verimliliğinin sağlanmasıdır. Enerji hizmet şirketleri imzalanan bu sözleşmeler ile; tesislerde ve binalarda gerekli bakım ve onarımları sağlayarak işletmenin performansını, konfor şartlarını ve enerji kullanımı iyileştirmeyi hedeflenmektedir.

 

Enerji Performans Sözleşmelerin oluşumlarında enerji hizmeti veren şirketler önemli bir yere sahiptir. Bu şirketlerin başında ESCO’lar gelmektedir. ESCO’lar mevcut tesislerde veya binalarda enerji hizmetleri sunan veya enerji performansını iyileştirmeye yönelik diğer eylemleri gerçekleştiren ve bunu yaparken, belirli bir finansal risk seviyesini kabul eden gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanabilir. Kullanıcı tesisinde enerji yönetimi ve/veya Enerji Verimliliğinin arttırılmasını sağlayan her türlü yatırım ESCO çerçevesinde değerlendirilebilmektedir. Enerji Performans Sözleşmelerinin uygulayıcıları olan ESCO’ ların performans garantisi verebilmek için finansal risk alması temel kriterdir. Enerji hizmeti veren şirketlere hizmet karşılığı yapılacak olan ödemelerin tamamı ya da bir kısmı; tesis ve binalarda yapılacak olan iyileştirmelere ve üzerine anlaşılan performans kriterlerinin sağlanmasına bağlıdır.

 

 

 

  • Enerji Performans Sözleşmelerinin Yapısı ve Enerji Performans Sözleşme Türleri

Enerji Performans Taahhütleri maliyetlerin azaltıldığı, enerji verimliliğinin maksimum düzeye çıkarıldığı yaratıcı bir finansman biçimidir. Enerji Performans Sözleşmelerinin temelini Mühendislik, Tedarik ve Kurulum kavramları oluşturmaktadır. Bir EPS düzenlemesinde; enerji hizmet veren şirketler (EVD, ESCO) maliyet ve enerji tasarruflarında bulunarak enerji verimliliğinin arttırılmasını sağlar. Bu tür yatırımlarda ödeme döngüsü maliyet tasarrufları veya üretilen enerjiden elde edilen gelir akışı ile sağlanmaktadır.

Enerji Performans Sözleşmelerinde proje yüklenicileri; tesis ve binalarda enerji verimliliğinin nerede ve nasıl iyileştirileceği konularında önerilerde bulunmaktadır. Proje yüklenicilerinden ESCO şirketleri teknik bilgi ve tecrübesini işletmelere taşıyarak, enerji verimliliği, su verimliliği, işletme verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı veya enerji üretimi projeleri için geniş kapsamlı çözümler tasarlar. Anahtar teslimi proje sorumluluğu alarak, saha etüdü, detaylı dizayn, mühendislik, uygulama, devreye alma ve ölçüm değerlendirme hizmetleri sağlamaktadır. Verimlilik odaklı çalışan bu şirketler uzun dönem proje risklerini hesap ederek, performans anlaşması ile müşterisinin yatırımını finanse etmek suretiyle enerji kazançlarını garanti eder.

ESCO’ lar yatırımcılara dolaylı yollardan kazanç garantisi sağlamaktadır. Bu kazanç garantisi ekipman veya projenin performans garantisidir. ESCO’lar, proje ekipmanları açısından performans ile ilgili tüm riskleri üstlenmektedirler.

Proje oluşumlarında ESCO’ların bir diğer aksiyonu mali kaynak sağlıyor olmasıdır. ESCO’lar tesis ve bina iyileştirmelerinde yatırımcılardan herhangi bir mali talepte bulunmamaktadır. ESCO’ ların yapmış olduğu maliyetlerin geri ödemeleri -imza edilen Enerji Performans Sözleşmesi türüne göre-enerji üretimleri ve tasarrufları ile sağlanır. Sağlanan enerji tasarrufu ile sözleşme süresi doğru orantılı olup; tasarruf ne kadar büyük olursa, sözleşme süresi de o kadar kısa olmaktadır.

           

Enerji Performans Sözleşmesi Türleri; Garantili, Paylaşımlı, Yatırımsız olarak sıralanabilecektir.

 

  • Garantili Performans Sözleşmeleri; Hizmet alınan şirket belirli bir seviyede enerji tasarrufu elde edileceğini garanti eder ve böylece müşteriyi performans riskine karşı korumuş olur. Müşteri tasarruf edilen miktarın tamamını alır ve şirkete hizmet bedelini yıllara sari olarak ödeme yapar. Garanti edilen tasarrufun gerçekleşmemesi durumunda şirket müşteriye ödeme yapar.

 

  • Paylaşımlı Enerji Performans Sözleşmeleri Modelinde; Maliyetteki tasarruflar müşteri ve şirket arasında önceden belirlenen bir süre boyunca yine önceden belirlenen bir oran çerçevesinde paylaşılır. Garanti edilen tasarrufun gerçekleşmemesi durumunda şirket müşteriye ödeme yapar. Tasarruf aşıldığında ise aşılan tutar paylaşılır. (Künar)

 

  • Yatırımsız Enerji Performans Sözleşmelerinde ise; Kontrat süresi boyunca tasarruflar ESCO’ya; sözleşme bitimi ile elde edilen tasarruflar yatırımcıya ait olmaktadır. Projeden herhangi bir tasarruf sağlanamaması halinde kayıp bedellerini ESCO yüklenmektedir.

 

  • Enerji Performans Sözleşmesi ve Uygulayıcılarının Ülkemizdeki Yeri ve Mevzuat Uygulamaları

Ülkemizde enerji verimliliği sağlamayı taahhüt eden firmalar yönetmelik hükümlerinde  Enerji Verimliliği Danışmanlık (EVD) Şirketleri olarak anılmaktadır. Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketleri, ESCO’ lar ile aynı mantaliteye sahip olmasına rağmen sağladıkları hizmetler açısından farklılıklar arz etmektedir. Bu açıdan ESCO ve EVD şirketlerinin sağladıkları hizmetlerin kıyası faydalı olacaktır.

Enerji Verimliliği Danışmanlık şirketleri ESCO’lar kadar kapsamlı hizmet çalışmaları yapmamaktadır.  EVD şirketlerinin faaliyetleri ESCO’ya nazaran yüzeysel nitelik taşımaktadır.  EVD’ler enerji denetimleri, enerji yönetim danışmanlığı, enerji verimliliği iyileştirme projesi danışmanlığı ve enerji yöneticisi eğitim hizmetlerini sunmaktadır. Devlet tarafından ruhsatlandırılan EVD’lerin büyük çoğunluğu; EPC bazlı projeleri geliştirmek, tasarlamak, inşa etmek ve fonlamak suretiyle ESCO’ların sunmuş olduğu hizmetleri karşılayabilecek uzmanlığa ve finansmana sahip değillerdir.

EVD’ler müşterilerine sadece denetim ve danışmanlık hizmeti açısından yeterlilik sağlamaktadır. EVD’leri ESCO’lardan ayıran en temel farklılık; ESCO’ların müşterilerine finansal açıdan sağladığı hizmetlerdir. EVD’ler finansal açıdan herhangi bir yükümlülüğe girmemektedir. Bu farklılıklar devlet sübvansiyonları ve tecrübeler ile zamanla giderilebilir mahiyettedir. Ülkemizde -her ne kadar devlet destekli ESCO’lar bulunmasa da- yabancı yatırımcılar ya da çok uluslu enerji şirketlerinin yerel distribütörleri tarafından kurulmuş ESCO’ya benzer yapılanmalar sınırlı sayıda yer almaktadır.

 

Ülkemizde 2007 yılı itibariyle yürürlüğe giren 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ile enerjide verimlilik kavramları gündeme gelmiştir. 5627 sayılı kanun ile ”Enerjinin etkin kullanılması, israfının önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması için enerji kaynaklarının ve enerjinin kullanımında verimliliğin artırılması” amaçlanmış olup günümüze dek mevzuat güncellemeleri yapılmıştır.

 

Mevzuat güncellemelerini 27 Ekim 2011 tarihinde resmî gazetede yayınlanan ‘Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelik’ hükümleri takip etmiştir. Bu yönetmelik; Enerji verimliliğine yönelik hizmetler ile çalışmaların yönlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasında üniversitelerin, meslek odalarının ve enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin yetkilendirilmesine, enerji yönetimi uygulamalarına, enerji yöneticileri ile enerji yönetim birimlerinin görev ve sorumluluklarına, enerji verimliliği ile ilgili eğitim ve sertifikalandırma faaliyetlerine, etüt ve projelere, projelerin desteklenmesine ve gönüllü anlaşma uygulamalarına, talep tarafı yönetimine, elektrik enerjisi üretiminde, iletiminde, dağıtımında ve tüketiminde enerji verimliliğinin artırılmasına, termik santrallerin atık ısılarından yararlanılmasına, açık alan aydınlatmalarına, biyoyakıt ve hidrojen gibi alternatif yakıt kullanımının özendirilmesine ve idari yaptırımlara ilişkin usul ve esasları kapsar.

16 Ağustos 2019 tarihinde yayınlanan Genelge de kamu binalarının 2023 yılı sonuna kadar asgari %15 enerji tasarrufunu hedeflendiği bildirilmiştir. Bu genelge sonrasında yayınlanan 25 Ocak 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile; Kamu binalarında yapılacak olan etütlerin bakanlık tarafından EVDşirketlerine yaptırılabileceği düzenlenmiştir. Enerji verimliliğinin kamuya tesir ettiği şu günlerde ESCO modelinin yasal düzenlemesi içinde bulunduğumuz sene itibariyle tamamlanacaktır.

Yukarıda izah edildiği üzere taraflar arasında imza edilen Enerji Performans Sözleşmeleri ile enerji hizmeti veren şirketler birden çok alanda yükümlülük sahibi haline gelmektedir. Özellikle ESCO’ ların tesir ettiği alanların birden fazla oluşu, yatırım maliyetleri, verimlilik esasları dikkate alınarak sözleşme hükümlerinin her bir maddesi kendi içerisinde tek tek değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle tarafların Enerji Performans Sözleşmesi hükümleri açısından profesyonel yardım almaları tavsiye edilmektedir.

 

  • Kaynakça

 

  1. What is energy performance contracting?
  2. Energy Performance Contracting
  3. Sanayiye, Binalara ve Kamu Sektörüne yönelik Enerji Performans Sözleşmeleri, 2019
  4. Ünlü,Yatırımsız Enerji Verimliliği: Enerji Performans Sözleşmeleri, 2016

ESCO Gelişim Yol Haritası,2017